Çocuklarınızın Oyun İsteklerini Geri Çevirmeyin


Merhaba! :)  
Bugün öğleden sonra evimizin karşısındaki ana oklunda çocukların oyun oynamasını izliyordum. Hepsinde bi’ birinci olma telaşı, birbirlerine kendilerini ifade etme ve grup içerisinde öne çıkma arzusu, kızgınlıklarını bir şekilde dile getirme ve uzlaşıp oyun oynamaya devam etme isteği… Kahkahalar, ağlamalar, bağırışlar… Esasında bizler de toplum içerisinde çocukların gösterdiği bu tür davranışları sergilemiyor muyuz?

Yaşımız ne olursa olsun dışarıdan gözlemlediğimizde bizler de temelde sosyal yaşantımızda benzer davranışları gösteriyoruz. İş yerimizde yaptığımız işlerin en iyisini yapıp öne çıkmaya çalışma, arkadaşlarımız arasında sıkıntılarımızı,güzel zamanlarımızı ve bildiklerimizi paylaşarak kendimizi ifade etme, özel yaşamımızda birisine ne kadar kızsak da bir şekilde konuşup anlaşma isteği benzer davranışlar arasında kanımca. Söylemeye çalıştığım şu ki, biz erişkinler yaşamımızda, bahsettiğim açılardan herhangi bir şekilde kendimizi ifade ediyoruz.

Peki çocuklarınız kendilerini bizim gibi ifade ediyorlar mı? Ya da ifade edebiliyorlar mı? Kendilerinden, isteklerinden, kızgınlıklarından, hayallerinden, hatalarından, belki de yaşadıkları travmalardan bahsedebilmek için neler yapıyorlar?

Çocuklar, biz yetişkinlerin aksine, yeni bir arkadaş gördüklerinde önyargılı ya da temkinli davranmayıp henüz isimlerini, yaşlarını sormadan hemen oyun oynamaya başlarlar. ‘Hadi sen araba tamircisi ol ben de arabamı sana tamire getireyim. J’  ‘ Hadi burası bizim mutfağımız olsun sen çorba yapıyomuşsun bana, tamam mı?’ Oyun oynamak esasında çocuklar için kendilerini ifade etme biçimidir. Yani aslında oyun çocuklar için temel bir iletişim ve öğrenme aracıdır.

Oyun oynamaya başlayan çocuklar arasında uyum başladığı zaman çocuk, günlük yaşantısında tecrübe ettiği olayları oyuna yansıtır ve aslında hayata alışma ve yeni şeyler öğrenme yetisini güçlendirir ayrıca bunu arkadaşına da yansıtabilir. Çocuk ne kadar sosyalleşirse sosyal zekası ve idrak gücü o kadar artacaktır. Çocuklar için oyun sanki gerçek yaşamın bir deneme sürümü gibidir. Asıl hayata atılmadan önce bir şablon içerisinde ona sunulan ya da karşısına çıkan olayları idrak eder, ileride bu olaylarla karşılaştığında ne yapması gerektiğini bilir.

Çocuğun eğer aile hayatında sorunlar varsa ya da bireysel problemleri varsa (çekingenlik, sabırsızlık gibi) bu konuları da mutlaka oyuna yansıtacak ve rahatlayacaktır. Oyun sayesinde çocuk toplum içerisinde kendisinin aslında bir birey olduğunun, toplumda yapılması veya yapılmaması gereken bazı davranışlar olduğunun, kurallara uyulması ve işbirliği yapılması gerektiğinin farkına varır. Canı bir şeyi yapmak istemediğinde veya herhangi bir davranıştan hoşlanmadığında kendini ifade etmeyi öğrenir. Çünkü çocukların hayatı oyun olarak algılaması, oyunda zorlamanın olmadığını, özgür davranabileceklerini hatırlatır ve hissettiklerini açıklamalarını kolaylaştırır.

Bunların dışında çocuklar oyunların sağladıkları sosyal içerikler sayesinde kazanmayı, kaybetmeyi, saygıyı, tebrik etmeyi, kibar olmayı, temizlik alışkanlıklarını, yurt ve bayrak sevgisini, nelerin kötü davranışlar olduğunu öğrenirler.

Anne ve babalar genellikle çocuklarının oyun oynadığı saatleri miniklerin oyalandıkları, ebeveynlerinin de kafa dinledikleri, kendilerine vakit ayırabildikleri saatler olarak algılarlar. Yukarıda bahsettiğim, oyunun çocuklar için ne anlam ifade ettiğini ve ne işe yaradığını anne babaların ve tabii diğer aile fertlerinin önemsemeleri gerektiğini düşünüyorum. Dışarıdaki insanlardan ziyade aile fertlerinin arasında kendini daha rahat hisseden çocuk, kardeşleri veya anne babasıyla oyun oynarken fark etmeden onlarla duygusal bağını kuvvetlendirir, dinlenir, tek başına çizgi film seyrettiği pasif zamanlara göre çok daha fazla aktifleşir. Mutlu ve huzurlu bir ortamda, sevdikleriyle, bilişsel zekalarını geliştirmeye katkıda bulunan oyunları oynayan çocukların hafızaları kuvvetlenir. 
Yaratıcılıkları artar ve karşılaştıkları bazı durumlarda ağlamak yerine problemlerini kendileri çözebilecek yetiye ulaşırlar.

Kendi küçük dünyalarında her şeyi oyun olarak algılayan ve öğrenmeye çok aç olan minik bireylerin sizinle oyun oynarken aslında ne demek istediklerine, ne yapmak istediklerine karşı duyarlı olmanız gerekir diye düşünüyorum. Çünkü çocuklar aile içerisinde sevdiği bireyleri rol model olarak seçer ve yaptıklarını taklit etme eğilimindedir. Oyuncak satın alırken çocuklarınızın yaşlarına, cinsiyetlerine ve yeteneklerine göre daha seçici olmanızı öneririm. Motor becerileri geliştiren oyuncakları oynatmanın yanında bilişsel ve sosyal gelişimi etkileyen oyunlar / oyuncaklar da oynatmanızı tavsiye ederim.

Benim oyun hakkında yazacaklarım şimdilik bu kadar.  Eminim her aile ferdi çocukları için elinden gelenin fazlasını yapıyordur… Umarım ebeveynler olarak çocuğunuzun sadece fiziksel gelişimini değil, mental gelişimini de hesaba katarak onu en iyi biçimde yetiştirmeye çalışırsınız. Hepinize kolaylıklar dilerim. Kendinize çok iyi bakın! J