Hayatı Akışına Bırakabilmek


Hayat nasıl yaşanmalıdır, kuralları var mıdır, varsa ya bu kurallara uymazsak?.. Herkes için hayatın tanımı farklı, amacı farklı. Kimine göre tüm ipleri elinde tutmak, başına gelecek her şeyi bilircesine günü gününe plan yapmak hayat. Kimine göre de anın tadını çıkarmak adına hiçbir şeyi düşünmemek, asla önünü görmek istememek. Eğer önünü görürse belki yapacaklarından zevk almayacağını düşünür, belki de korkar planlarının onu monotonlaştıracağından, yaşlandıracağından.

Hayran kaldığım bir şey var ise o da hem monotoluğa alışmış – bundan kastım her günkü sorumluluklarını yerine getirmek, negatif anlamda değil- hem de aynı anda spontaneliği hayatına katmış kişilerdir. Bu kişiler ki her günkü görevlerini - annelikse annelik, doktorluksa doktorluk, mimarlıksa mimarlık, öğrencilikse öğrencilik – yerine getirip hem de fazlasıyla enerji dolu, girişken olabiliyorlar. Benim gözümde hayatın kurallarına uyarken aynı zamanda  kocaman kocaman gülerek hayata başkaldırıyorlar.
Takım elbiselerden, topuklu ayakkabılardan, başkalarının ön yargılarından sıyrılıyorlar ve okumak, gün doğumunu izlemek, kalk gidiyoruz demek, çocuklarla koşuşturmak, hiç tanımadıkları insanlarla sohbet edebilmek, hayvanlarla kucaklaşmak, ayakkabılarını, ceketini sokakta yaşayan birine vermek gibi küçük şeylerden zevk alıyorlar.

Bana kalırsa hayat işte böyle, yaptığın şeylerden zevk aldığın ve o anları hatırlayacağın sürece hayattır. Kuralları var mıdır, evet bence hayatın keskin kuralları vardır. Bizleri kısıtlar, engeller, limitlerimizi sınar… Monotonluk bir yere kadar gerekli kanımca. Biraz stres çalışmaya, motivasyona, her ne yapacaksak azimli olmaya yarıyor.

Ancak biz de insanız canım, robot değil. Ne olursa olsun hayatın çok kısa olduğunu, aldığımız her nefeste şükredip mutlu olmamız gerektiğini unutmamalıyız bence. Etrafınızda olup biten kötü olaylara, teröre, iki yüzlü insanlara, hırsızlıklara, haksızlıklara tahammül edin sessiz kalın, sadece mutlu yaşamayı düşünün demiyorum elbette. Bu Polyanna’lık olurdu.

Ama kesinlikle siz başınıza gelen iyi- kötü her olaydan ders almasına, insanı yanlarınızın kamçılamasına bakın, naçizane tavsiyem. Bırakın hayatı görevler ve sıkıntılar arasında dakika dakika saymayı, işlerinizi yaptığınız o anlarda gülümsemesini, iyimser olmayı ihmal etmeyin. Yaşam akıp gidiyor, göz açıp kapayana kadar senelerimiz uçuyor.

İlk yazımın niyeti, haydi yaşamın olumsuzluklarını biraz olsun bırakalım, bizim güzelleştirmeye çalıştığımız anlarla, bol şansla akıp gitsin. Gelin birlikte gezelim, okuyalım, inceleyelim, eğlenelim, düşünelim...

Farklı yazılarımda görüşmek üzere! :)