Okul Öncesi Eğitim Önemsiz Değildir!


Merhaba! :) Dün akşam ebeveynlerin çocuklarının ilkokula başladığı zamanları ne kadar önemsediğini düşündüm. Çocukları ilk defa harfleri, kelimeleri yazmayı öğrenecekler, kendi isimlerini yazacaklar, oyun dışında matematik ve fen bilimleri gibi branşlarla ilgili yeni şeyler öğrenecekler diye anne babaları bir heyecan hatta stres kaplar. Okula başladıkları ilk gün çocuklarını nasıl sınıfta yalnız bırakacaklarını kara kara düşünmeye başlarlar. Bu konuda belki de çocuklardan daha çok gergindir aslında ailedeki büyükler. Peki ilkokulun sadece ilk günü bile bu kadar önemsenirken okul öncesi eğitim nasıl önemsiz veya gereksiz görülebilir? İşte tam yüzden bu yazıyı yazmaya karar verdim. İlk çocukluk döneminde yani okul öncesi dönemi olarak bildiğiniz 3-6 yaş arasında çocukların neden anaokuluna/ kreşe gitmeleri gerektiğiyle ilgili önemli gördüğüm noktaları sizlerle paylaşmak istiyorum.

İlk çocukluk döneminde çocuklar, bebeklik dönemindeki büyümelerine (bebeklik dönemindeki kadar hızlı olmasa da) özellikle beyin ve sinir sistemi açısından hızla devam ederler. Çocuk üç yaşına ulaştığında beyni bir yetişkin beyninin üçte birine ulaşmış haldedir. Üç yaşında etrafını keşfetmeye devam eden çocukların ince motor becerileri hala gelişmekte olsa da ( bu dönemde bu konuda beceriksiz bile sayılabilirler) dört yaşına geldiğinde motor becerilerindeki gelişim neredeyse tamamen gelişmiş şekilde olur.

Altı yaş civarında ise çocuk pek çok motor becerileri kazanmış, kendi vücudunu keşfetmiş ve çeşitli fiziksel becerilerini kullanmaya başlamış olur. Bilişsel gelişim açısından bakarsak çocuklar, fiziksel ve sosyal çevresi ile ilgili deneysel ve gözlemsel bilgi dağarcığı oluşturmaya ve bunları uygulamaya başlarlar. Çevresinde gelişen olaylara karşı duyarlı ve öğrenmeye açık halde olurlar.
Çocukların bu kadar öğrenmeye aç ve gelişimlerinin hızlı olmasına karşın okul öncesi dönemde soyut düşünme yeteneklerinin tam olarak gelişmediğini görürüz. Bu nedenle çocuğun birçok kavramı öğrenebilmesi için bazı şeyleri izleyerek, dinleyerek ve birebir uygulayarak deneyimlemesi gerekir. Bu durum çocuklar için ailesi, öğretmeni ve arkadaşları ile iletişime geçme, onlardan dinleme, görme ve onlara anlatma şeklinde çoğu kavramı deneyerek öğrenebileceği, pekiştirebileceği eğitimleri gerekli kılar. Bu eğitimler çocukların yaşamlarının geri kalanında onları etkileyecek bedensel, psikomotor, sosyal-duygusal, zihin ve dil gelişimlerinin neredeyse tamamen tamamlandığı, çocuğun kişiliğinin ve değerlerinin oturduğu dönemlerde oldukça önemlidir.

Anaokullarında veya kreşlerde çocuklara eğitim verilirken çocukların fiziksel gelişim özellikleri, bilişsel, duygusal ve sosyal farklılıkları göz önüne alınır, çocukların toplum içerisinde yeteneklerini ve kişisel özelliklerini en iyi şekilde kullanabilmeleri amaçlanır. Okul öncesi eğitim ile minik öğrencilere katılan uyumluluk, saygı, hayvan sevgisi, paylaşma, disiplin, rekabet, doğru iletişim, kişisel temizlik, sorumluluk gibi kavramlar sayesinde çocuklar ilerideki hayatlarında daha başarılı, uyumlu ve mutlu olurlar.  Okul öncesi eğitimde çocuk kreşinde veya anaokulunda kendi başının çaresine bakmayı öğrenir, bir problemi olduğunda bunu kendisi uygun bir yolla çözebilme yetisi kazanır. Annesinden babasından ayrı kaldığı durumlarda kendi başına veya arkadaşları ile oyun oyarak zamanını değerlendirmeyi ve sorun çıkarmadan kendini oyalamayı öğrenir. Bu sayede minik birey bağımsızlık ve özgüven duygularını pekiştirir, benlik duygusu gelişir.
Okul öncesi eğitimde öğretmenlerinin yönlendirmeleri sayesinde bir konuya ya da bir noktaya dikkatini vermeyi alışkanlık haline getiren çocuklar ilerideki akademik hayatlarında dikkat dağınıklığı sorunu yaşamazlar. Toplum içerisinde yaşamayı, okul öncesi eğitim sayesinde alışkanlık haline getirebilen çocuklar iştahsızlık, uyumsuzluk, hırçınlık, inatçılık, düzensiz uyku gibi problemlerini farkında olmadan aşarlar. Öğretmenlerinin sayesinde uygulayacakları müzikli oyunlarda yeteneklerini geliştirirken konuşma bozukluklarını da düzeltebilirler. Oyunların içerdiği sınırlar ve kurallar sayesinde yenilmeyi, yenmeyi, tebrik etmeyi, sıra beklemeyi ve sınırları kavrarlar. 

Oyunların, eğitimlerin ayrıca yıl sonunda ve bayramlarda yapılan müzikli gösterilerin sayesinde çocuğun okula olan bağlılığı ve devamlılığı artar, bu da ilkokula başlayacağı ilk günlerini kolaylaştırır. Çocuklar okulda öğrendiği yeni oyunları ailesiyle de oynar veya onlara gününü nasıl geçirdiğini anlatır ve aile – çocuk arasındaki duygusal bağ bu şekilde daha da kuvvetlenir. Çocukların hamur, elişi, boyama gibi her gün uğraşacakları faaliyetler onların motor becerilerini güçlendirmenin yanında hayal güçlerini ve yaratıcılıklarını geliştirir. Ayrıca kesik çizgileri takip etme, çizgilerin üzerinden taşırmadan üçgen- kare- yuvarlak gibi şekiller yapma çalışmaları sayesinde ilkokul döneminde çocuğa yazmada ve harfleri öğrenmede, bir de geometrik kavramları öğrenmede kolaylık sağlanır.

Cumhuriyet Bayramı, Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı gibi önemli günlere hazırlıklar sayesinde çocuklar vatan sevgisi, bayrak, asker ve kültürel değerlerle alakalı ayrıntılı bilgi edinir ve bu kavramları açıklayabilecek hale gelir.

Bunların yanında okul öncesi dönem, sadece çocuğun öğretmeni ve arkadaşları ile birlikte oyun oynayarak geçirecekleri kısa bir dönem olarak değil, okul- aile- çocuk arasında bir işbirliği dönemi olarak görülmelidir. Aile çocuğun fiziksel ve psikolojik durumunu yakından takip etmeli, çocuğun durumu hakkında öğretmenine bilgi vermelidir.

Umarım anne ve babalar okul öncesi eğitimin çocuklarına katacakları bahsettiğim değerleri tekrar gözden geçirir ve anaokulu/kreş eğitimini önemsiz görmezler. Benim bu konu hakkında söyleyeceklerim bu kadar. Başka bir konuda görüşmek üzere, kendinize çok iyi bakın! J