İzmir Nazarköy ve Boncuk Atölyesi






Hafta sonu Marmara Bölgesi’nde  yer yer sağanak yağmur olduğunu görünce ani bir kararla uzun süredir gitmeyi düşündüğümüz Nazarköy’e gidelim dedik. İnternetten baktığımızda İzmir de hava güneşli ve sıcaklık 35 dereceleri gösteriyordu.Sırt çantamızı kısa sürede hazırladık ve hemen yola koyulduk. İstanbul- İzmir/Nazar Köy arası trafiği de katarsak 6 saat kadar sürdü. Öncelikle şunu belirtelim ki, diğer blog/gezi yazılarını okuduğumdan dolayı beklentim yüksek olarak gittim. Köyü ziyaret ettikten sonra – Boncuk atölyelerini hariç tutuyorum- insanların gördükleri, okudukları, duydukları, gördükleri ile sınırlı olduğunu ve buna göre yorum/eleştiri/kanaat geliştirdiklerini bir kez daha anladım.
Şirince’ye gittiyseniz o köyün daha minik halini düşünün. Burada bir caddecik üzerinde boncuk satan dükkanlar ile gözleme yapan yerler karşılıklı olarak sıralanmış durumda. Meydan denilen alana yürümeniz hızlı bir yürüyüşle ancak 1-2 dakikanızı alır ki o kadar minnacık bir köy burası. Kısacası öyle uzun uzadıya gezip görülecek bir  yer bulunmuyor.

Bizim, köyü  ziyaret etmek konusundaki merakımızın en önemli sebebi, bu köyde  boncuk atölyelerinin bulunması ve köyün  geçimini bu boncuklardan sağlamaları idi. Magnet aldığımız dükkandaki ablaya bir boncuk atölyesi ziyaret etmek istediğimizi söylediğimde benim beyim boncuk atölyesinde çalışıyor diyerek gideceğimiz yeri tarif etti.
Kıvırcık Boncuk Atölyesi’nin bahçesine girdik. Atölye’nin kapısından  'Kolay gelsin!' diyerek  ben tek başıma girdim. Sevdiğim insan kafasını uzatıp sıcaklığı hissettiği gibi bizi kapıdan izlemeye devam etti.  Ben deli cesaretim ve merakıma yenilerek  içeriye girdim ve  ustaların başında nasıl boncuk, nazarlık yaptıklarını izledim. Yüzüme vuran sıcaklık muazzamdı.


 Ustalardan o sırada edindiğim bilgileri paylaşalım. Boncuk ocağını her gün birinin erkenden gelerek yaktığı,  o anda işlem yaptıkları  ocak sıcaklığının yaklaşık 1200 derece olduğunu, camları genel olarak hurdacıdan alarak işlediklerini, yurt dışına satış yaptıklarını ve meslek hastalığı olarak sadece katarak olduklarını söylediler .




'Ya  bu sıcaklıkla aranız nasıl?' dedim. Sıcakla ilgili sıkıntıları olmadığını !!! alıştıklarını söylediler. Ben artık dayanamayarak dışarıya çıktım ve düşen tansiyonumu  su içerek ve bir süre bahçede oturarak yükseltmeye çalıştım. Biraz toparlandıktan sonra dayanamayıp açık olan camdan ustaları izlemeye devam ettim. El emeği göz nuru dediklerinin tam karşılığının şu anda karşımda duran bu boncuk ustaları olduğuna kanaat getirdim.



Atölyeden ayrılmadan önce bahçede bulunan stantlardan nazar boncuklarımızı almayı ihmal etmedik. Ayrıca buraya  kadar gelmişken de gözleme yememek olmaz dedik. Otlu/patatesli gözlemelerimizi ve yanında gelen açık ayranlarımızı da bir güzel  yedikten sonra  yola revan olalım dedik.



10-TL karşılığında aracımızı park ettiğimiz alandan aldık ve boncuk atölyesi ustalarına tekrar  selam olsun  diyerek ve takdir ederek Nazarköy’den ayrıldık.
Sevgiyle  kalın.