Bebeğimin Birinci Ayı, Kırkımız Çıktı





Tarih ; 21.06.2018. Benim doğum günümden bir gün sonra doğdu oğlum.

31.07.2018 de ise, Metehan Efe’nin kırkı çıktı.

Bilseydim bir önceki gün giderdim kontrole, yirmisinde yaptırırdım epidural sezaryeni. :) Aniden verdiğimiz bir kararla kontrole gittiğimiz günün akşamında sezaryene girdim. Metehan'ımı kucağıma aldım. Her haline, her saniyesine ayrı şükrettiğim ilk kırk günümüzü nasıl geçirdik sizlerle de paylaşmak istedim.

Metehan doğduğunda kavuştuk mu ayrıldık mı bilemesem de evimizi bebek kokusu sardı saralı içim ayrı bir huzurla doldu. Artık minik ayaklarının tekmelerini içimde hissetmek yerine o küçük ayaklara dokunup onları öpebiliyordum. Onun gelişiyle çekirdek aile olduk olalı hep iyi ki dedim.



Daha önce kardeşlerimin bakımında anneme yardımcı olduğum ve anaokulundan çocuk bakımı konusunda tecrübeli olduğum için kendi bebeğime bakma konusunda da çekingen olmadım. Hatta bana yardım etmek için Ankara’dan gelen kız kardeşim ve teyzem bebeği onlara neredeyse hiç vermediğimi söylediler. Ben bunun hiç farkında değildim, annelik içgüdüsü sanırım :)

Metehan 3 kilo 350 gram doğdu. 51 santimdi. Küçücüktü. Epidural sezaryen sırasında kadın doğum doktorum Ayşe Hanım’ın ‘Gelsin mi artık Metehan?’ deyip bana onu bir anda göstermesiyle, Metehan ameliyat örtüsünün üstünden bana ıslak saçlarıyla bakınca inanamadım. Eve geldiğimizde Doğu’yla (eşim) hala birbirimize bakıp bu bizim mi ya, ne kadar küçük nasıl tatlı, deyip duruyorduk. İdrak etmesi zor bir hadise evlat sahibi olmak.



Doğduğu andan itibaren hastanede etrafındaki seslere ve ışığa aldırmadan sürekli uyuyordu Metehan Efe. Acıkınca ağlamaya başlıyordu. Emme içgüdüsü çok kuvvetliydi, emdikçe tekrar uyuyakalıyordu. Eve geldiğimizde de Efe’nin düzeni bayağı bir uzun süre bu şekilde böyle devam etti. Sadece ihtiyaçlarını karşılamak için ağlıyor, geri kalan zamanda sadece uyuyordu.

İlk ayının sonuna doğru gülücükler saçmaya, agulamaya ve bizim söylediklerimize yüz ifadeleriyle tepki vermeye başladı. Şöyle yandan azıcık bile gülse dünyalar bizim oluyor, bizim söylediklerimize uuu ooo aaa gibi tepkiler verdikçe, hehh derdini anlatmaya başladı bu akıllı bıdık, diye şımarıyorduk. :)

İlk günlerde o da ben de artık ayrı olmaya alışmaya çalışıyorduk. Yani Metehan benim karnımda olmamanın verdiği rahatsızlıkları görmezden gelmeye çalışıyordu, bense acıyan dikişlerimi, havanın sıcaklığını, henüz artmayan sütümü, göğüs ucu yaralarımı, saymakla bitmez…

Doktorumuz bebek sarılık olmasın diye en fazla 2-3 saatte bir uyandırıp emzirmemi söyledi. İlk haftadan oluşan göğüs ucu yaralarımı görmezden gelmem mümkün değildi bu yüzden maalesef. Dakika tutarak bol bol emzirmeme rağmen Metehan sarılık oldu ve hatta uzayan yenidoğan sarılığını bile yaşadık. Şükür ki sarılık değerleri çok düşüktü, Denizli Odak Hastanesi’ndeki çocuk doktorumuz Ayşegül Hanım, bu değerlere sarılık demiyoruz bile neredeyse, demişti. Bir buçuk ayda anca geçti sarılığımız.

İlk haftanın sonunda sütüm artmıştı, ben sıcaklığa –mecburen- alışmış, emzirme pozisyonumu oturtmuş, uykusuzluğu normal karşılamaya başlamıştım. İlk ay geceleri Doğu da sağ olsun beni yalnız bırakmadığı için sanırım, normalleşmişti artık uykusuzluk. 20 dakika sol göğsümden 20 dakika sağ göğsümden emsin derken artık sabahın üç buçuğunda oturup sohbet etmeye başlamıştık Doğu’yla.

Zaten uzun süre aynı şekilde duramayan ben hiç ameliyatlı hasta gibi değildim üçüncü günden sonra. Karnım acısa da bebek uyudukça iki büklüm de olsa evde sürekli oda değiştirmeye, sıkıntıdan mutfakta falan ev işi yapmaya çalışıyordum. Yatak odasında değil de salonda buluyordum kendimi zırt pırt.

Sütümün artması ve dikişlerimin daha çabuk iyileşebilmesi için yiyip içtiklerime dikkat ediyordum. Tabi bebeğe gaz yapan yiyecekleri de bir bir eliyordum. Doğumdan hemen sonra kayısı kompostosu içmeye başladım. Hem süt yapıyor hem de lavaboya gitmemi kolaylaştırıyor diye. Tavsiye de ederim kesinlikle.

Bir de fırsat buldukça banyoya koşuyordum çünkü kısa bir duş bile insanın uykusunu açıyor, kendine getiriyor. Yazın ortasında emzirmekten yapış yapış olduğunuz için kısa bir duş bile insanı ferahlatıyor.

Evde sürekli, ah Efe ağlıyor, şimdi acıktı mı, yok emmiyor gaz sancısı var sanırım. Yok ya gazı da yokmuş o zaman uykusundan huzursuz. Yok yok altını kirletti galiba şeklinde gezdik ilk ay. Sonra Mete nin ağlama şeklinden ve ses tonundan hangisi olduğunu anlamaya başladım. Çözdük birbirimizi. :)




Geceleri Metehan'ı seyretmekten uyumadığımız zamanlar oldu. Bazen sadece sevmekten, bazen artık bir yavrumuz olduğunu idrak edip geleceğini düşünmekten. Hala sık sık nefes alıyor mu diye kontrol ediyoruz istemsizce.




Metehan Efe’nin göbeği 11. günde düştü. Aynı gün de hemen banyosunu yaptırdık. Banyo yaptırmadan öncesinde de, yaptırdıktan sonraki 3-5 gün de göbeğine alkolle pansuman yaptık. Altını alırken hep ağladığı gibi banyo yaparken de ilk 2-3 hafta ağladı. Sonradan suyu sevdi paşam. Haziran sıcağında banyo yapmadan dursun istemiyordum; vücudunu sık sık yumuşak bir bebek lifini kaynayıp ılımış su ile ıslatarak siliyordum. Özellikle bacak boyun kasıklar gibi katlanan bölgelerini…
Ona rağmen vücudunda sıcaktan isilik gibi kızarıklıklar olmuştu kuzumun. Göbeğini ise sakladık, henüz gömmedik. Sanırım Ankara’da bir okula gömeceğiz, kararsızız.



Metehan’ın gelişimini ilk günlerden hem sağlık ocağında hem de evde merakla takip ettik. Aşıları, baş çevresi- boy- kilo ölçümleri, kısıtlı da olsa yapabildikleri, nesneleri takip etmesi, refleksleri, seslere tepki vermesi gibi birçok şey aklımızdaydı.

İlk ayda sağlık ocağında yaptırılması gereken aşılarını yaptırdık ve topuk kanı verdik. Yaptırdığımız aşılar ve hafta olarak merak ederseniz diye tarihleri ise şöyle ;  

21.06.2018 Hepatit B ilk doz (doğumda), 23.07.2018 Hepatit B ikinci doz. Bir de arada 6 Temmuz’da baş-boy- kilo kontrolüne gittik.
06.09.2018’ de de Beşli Karma Aşı dedikleri DaBT, İPA, Hip ve BCG (Verem) aşıları yapılacak.

Kırkımız çıktıktan sonra ise ultrason ile kalça çıkığı kontrolümüzü yaptırdık, normal çıktı şükür ki. Kalça çıkığı kontrolünü 4. ayda tekrar yapacaklarmış.

İlk on günden sonra d vitaminine başladık. Devletin önerdiği D-vit’i çocuk doktorumuzun önerisi ile Nutrivit ile değiştirdik. Doğu D-vit’in içinde paraben olup olmadığından emin olamadığımız için doktordan böyle bir tavsiye istedi.

Gaz sancısı için ise doktorumuzun tavsiye ettiği damla Sab Simlex, bizi daha da gazlandırdı sanki. 3-4 gün kullandıktan sonra Mete’nin ağlamalarına dayanamayarak damlayı bıraktım ve çareyi rezene çayı içmek ve yemeklere bol kimyon atmakta buldum.  Hem bana hem ona iyi geldi. Kimi bebeğe de sadece bu damla iyi gelmiş, her birinin metabolizması farklı işte… Bir de Metehan'ın gazı olduğunda en çok babasının kolunda koala gibi yatmayı sevdi.

Metehan Efe’nin kıyafetleri yenidoğan veya 0-1 ay olarak alsak bile bir süre ayak kısımları boş boş sallandı, eldivenleri sürekli çıktı. Sonradan pantolonlarının içini doldurmaya başladı sıpa. 1,5 aydan sonra zaten hemen büyümüştü ve 0-3 aylık kıyafetlerin içinde gözüme daha rahat göründü.

İlk ayda en çok zorlandığım şey -göğüs yaralarından sonra tabi ki- bebeğimin tırnaklarını kesmek oldu. Küçücük parmaklar, minicik şeffaf tırnaklar… Ya bebeğimin etini kesersem düşüncesi çok tedirgin edici bence. Metehan’ın tırnaklarını, nedenini bilmesem de, ‘’bebeğin kırkı çıkmadan tırnakları kesilmez’’ adeti yüzünden bir aya yakın bir süre kesmedim. Bu adetin sebebini biliyorsanız lütfen bana söyleyin. Ama bebeğin ilk günlerdeki hareketsizliği gün geçtikçe azalıyor ve kendine zarar vermeye başlıyor. Aksi gibi Mete’nin de elleri sürekli gözlerindeydi, hala da öyle ağzında değil, yanağında değil, gözlerinde. Sanırım uykusu geldikçe gözlerini ovuşturmaya çalışıyor bilemedim. Sağlık ocağındaki hemşiremiz Meral Hanım dokunma duyularının gelişimi için tırnaklarını erken kesip Metehan’ın eldivenlerini çıkarmamızı söyledi, ben de hemşiremize hak vererek tırnaklarını kesip eldivenlerini çıkarttım.






Sağlık takipleri,etkin zaman geçirme çabası, banyo yaptırma, şirin şirin giydirme, bolca öpüp koklama vb. aktiviteler dışında ilk ay en çok yaptığım şey tabi ki bol bol fotoğraf ve video çekmek oldu. Elimden geldiğince aile albümümüze koyabileceğimiz arka planı temiz, anısı olabilecek fotoğraflar çekmeye çalıştım. Hamileyken son ay profesyonel çekim yaptırmıştık ama bebeklik fotoğraflarını evde fotoğraf makinemizle çekmek istedik. Her an farklı bir tatlılık yapıyor ve biz de hemen makinemize sarılıyoruz. Telefon galerim de Metehan Efe ile dolu artık. :) Her bir yaşında ailece profesyonel çekim yaptıralım diyoruz.

Sonuç olarak ilk ayımız birbirimize uyum sağlama ve her konuda tecrübe edinme ile geçti. Hep iyi ki dediğim anne olma serüvenim nasıl geçtiğini anlamadığım bir hızla devam ediyor.

Çok sevgiler…